Insight İndeksi
Özgür Çalışma Günlüğü

Zamanımı Geri Kazanmak: Benim İçin Özgür Çalışmak Ne Demek?

U

Umut Özdemir

8 dk okuma 57 Okuma
Zamanımı Geri Kazanmak: Benim İçin Özgür Çalışmak Ne Demek?

İlk yazıda çalışmaktan kaçmak istemediğimi, değiştirmek istediğim şeyin çalışmanın kendisi değil, çalışma biçimi olduğunu anlatmıştım.

Bugün bunun biraz daha derinine inmek istiyorum.

Çünkü kurmaya çalıştığım bütün sistemlerin arkasında aslında tek bir şey var:

Zamanımı geri kazanmak.

Bunu söylediğimde kulağa biraz iddialı gelebilir.

Sonuçta zaman kimsenin elinden fiziksel olarak alınmıyor.

Ama çalışma hayatına biraz uzaktan baktığımda şunu fark ediyorum:

Çoğumuz kazandığımız parayı ne yapacağımıza belli ölçüde karar verebiliyoruz.

Ama zamanımızın önemli bir bölümünü nasıl kullanacağımıza aynı ölçüde karar veremiyoruz.

Benim değiştirmek istediğim şey tam olarak bu.

Para önemli ama zaman başka bir şey

Yanlış anlaşılmasın.

Para önemli.

Hayatımızı sürdürebilmek, ailemizin ihtiyaçlarını karşılamak, geleceğimizi güvence altına almak ve yapmak istediğimiz şeyleri gerçekleştirebilmek için gelire ihtiyacımız var.

Bunun romantik bir tarafı yok.

Ama son yıllarda para kadar önemli başka bir şey üzerinde daha fazla düşünmeye başladım:

Zaman.

Çünkü para kaybedildiğinde yeniden kazanılabilir.

Bir iş kaybedilebilir, başka bir iş bulunabilir.

Bir yatırım kötü sonuçlanabilir, başka bir fırsat çıkabilir.

Ama geçen bir günü geri getirme şansımız yok.

Bugün bittiğinde gerçekten bitiyor.

Belki de bu yüzden artık çalışma hayatına yalnızca “Ne kadar kazanıyorum?” sorusuyla bakmak bana yeterli gelmiyor.

Yanına başka bir soru daha ekliyorum:

Bunu kazanmak için hayatımdan ne kadar zaman veriyorum?

Bence asıl hesap burada başlıyor.

Bir gün gerçekten kimin?

Sabah kalkıyoruz.

Hazırlanıyoruz.

İşe gidiyoruz.

Çalışıyoruz.

Dönüyoruz.

Günün sonunda yemek, birkaç günlük iş ve biraz dinlenme derken yeniden uyku saati geliyor.

Sonra aynı döngü tekrar başlıyor.

Bu düzen yıllarca devam ettiğinde insan zamanla bunu doğal kabul ediyor.

Ben de uzun süre böyle baktım.

Ama artık kendime başka bir soru soruyorum:

Bir günün ne kadarı gerçekten bana ait?

Buradaki “bana ait” ifadesiyle oturup hiçbir şey yapmamayı kastetmiyorum.

Çalışabilirim.

Bir proje geliştirebilirim.

Bir müşteriyle görüşebilirim.

Yeni bir şey öğrenebilirim.

Ailemle zaman geçirebilirim.

Bir yere gidebilirim.

Hiçbir şey yapmadan dinlenebilirim.

Önemli olan bunlardan hangisini yapacağıma belli ölçüde benim karar verebilmem.

Benim için zaman özgürlüğü biraz böyle bir şey.

Özgür çalışmak istediğim zaman çalışmak değildir

Bu konuda da yanlış anlaşılabilecek bir nokta var.

Özgür çalışma deyince bazen şu düşünce oluşabiliyor:

“Canın istediğinde çalışırsın, istemediğinde çalışmazsın.”

Gerçek hayatta işlerin böyle yürümediğini biliyorum.

Müşteriniz varsa sorumluluğunuz vardır.

Bir teslim tarihi varsa uymanız gerekir.

Birlikte çalıştığınız insanlar varsa onlara karşı sorumluluklarınız vardır.

Verdiğiniz bir söz varsa yerine getirmeniz gerekir.

Bunların hiçbiri özgür çalışmayla ortadan kalkmıyor.

Hatta kendi sisteminizi kurduğunuzda bazı dönemlerde sorumluluklarınız daha da artabilir.

Benim aradığım özgürlük sorumluluktan kaçmak değil.

Sorumluluklarımı yerine getirirken zamanımı daha esnek yönetebilmek.

Aradaki fark benim için çok önemli.

Beş saatlik işi neden bütün güne yayalım?

Beni en fazla düşündüren konulardan biri de bu.

Bir işi gerçekten beş saatte bitirebiliyorsak neden o iş sekiz veya on saatlik bir günün tamamını kaplamak zorunda?

Bazen çalışma sistemleri yapılan işten çok çalışma süresini ölçüyor.

Bir insan işini zamanında ve doğru yapmış olsa bile bulunduğu yerde kalmaya devam etmesi gerekebiliyor.

Ben ise sonuç odaklı bir çalışma biçimini kendime daha yakın hissediyorum.

O gün yapmam gereken işleri dört saatte bitirebiliyorsam geri kalan zamanımı başka bir şeye ayırabilmek istiyorum.

Başka bir gün üzerinde çalıştığım proje bunu gerektiriyorsa sekiz saat de çalışabilirim.

Hatta sevdiğim bir şey üzerinde çalışırken bunun daha uzun sürdüğü günler de olabilir.

Buradaki mesele kaç saat çalıştığım değil.

O saatler üzerinde ne kadar söz sahibi olduğum.

Teknolojiyi bu yüzden önemsiyorum

Teknolojiyle kurduğum ilişkinin merkezinde de zaman var.

Bir işi otomatikleştirdiğimizde ilk akla gelen genellikle maliyet avantajı oluyor.

Ben biraz farklı bakıyorum.

Benim için otomasyonun en değerli çıktılarından biri zaman kazandırması.

Her gün tekrar tekrar yapılan bir işlem düşünelim.

Bir defasında beş dakika sürüyor olabilir.

Çok büyük görünmüyor.

Ama bunu her gün, haftalarca, aylarca, yıllarca yaptığımızda toplam süre hiç de küçük değil.

Üstelik yalnızca yapılan işin süresi yok.

İşi hatırlamak var.

Başlamak var.

Kontrol etmek var.

Zihinsel olarak yeniden o konuya dönmek var.

Bu nedenle projelerimde mümkün olduğunca şu soruyu soruyorum:

Bunu gerçekten her seferinde bir insan mı yapmalı?

Cevap hayırsa, sistemi devreye sokmaya çalışıyorum.

Sistem kurmamın asıl nedeni bu olabilir

Dışarıdan bakıldığında farklı projeler geliştiriyor gibi görünebilirim.

Web projeleri.

Dijital hizmetler.

Otomasyon sistemleri.

Freelancer çalışma modelleri.

Farklı markalar ve farklı hizmetler.

Ama bunların arkasındaki ortak düşünce benim için giderek daha net hale geliyor.

Ben kendime yeni işler yaratmak değil, zaman kazandıran sistemler kurmak istiyorum.

Çünkü kurduğum her iş tamamen bana bağlı kalırsa bir süre sonra farklı isimlere sahip çok sayıda işim olur ama zaman problemim değişmez.

Hatta daha kötü hale gelebilir.

Sabah bir projeyle ilgilenirim.

Öğlen başka biriyle.

Akşam üçüncüsüyle.

Günün sonunda kendi şirketlerim vardır ama hâlâ zamanım yoktur.

Bu benim ulaşmak istediğim sonuç değil.

SDSO'da da aynı düşünce var

Senin De Siten Olsun sistemini geliştirirken üzerinde en fazla durduğum konulardan biri de bu.

Bir müşteri sipariş vermek için mutlaka benimle konuşmak zorunda mı?

Hayır.

Başvuru yapmak isteyen biri bana tek tek mesaj göndermek zorunda mı?

Mümkünse hayır.

Bir freelancer sisteme katılmak istediğinde bütün işlemleri benim manuel olarak yürütmem gerekiyor mu?

Mümkün olduğunca hayır.

Sipariş, başvuru, bilgilendirme ve benzeri süreçlerin önemli bir bölümü sistem üzerinden ilerleyebiliyorsa benim zamanım daha değerli işlere kalabilir.

Aynı şey benimle çalışan insanlar için de geçerli.

Onların da günlerini gereksiz operasyonel işlerle doldurmak istemiyorum.

Sistemin yapabileceği işi sistem yapsın.

İnsan gerçekten insana ihtiyaç duyulan yerde devreye girsin.

Benim kurmaya çalıştığım modelde teknoloji biraz da bunun için var.

Zaman kazanmak boş durmak anlamına gelmiyor

Burada kendimde fark ettiğim ilginç bir şey de var.

Muhtemelen daha fazla boş zamanım olduğunda tamamen boş durmayacağım.

Büyük ihtimalle yine bir şeyler üreteceğim.

Yeni bir proje düşüneceğim.

Bir şey öğreneceğim.

Belki yeni bir fikir üzerinde çalışacağım.

Ama aradaki fark şu olacak:

Bunu yapmak zorunda olduğum için değil, yapmak istediğim için yapacağım.

Bence çalışma ile özgürlük arasındaki önemli farklardan biri burada.

Aynı işi yapmak bile zorunluluktan çıktığında bambaşka hissettirebilir.

Zaman özgürlüğünün benim için başka bir tarafı daha var

İnsan hayatında yalnızca iş yok.

Aile var.

Arkadaşlar var.

Sağlık var.

Gezmek istediğimiz yerler var.

Okumak istediğimiz kitaplar var.

Öğrenmek istediğimiz şeyler var.

Bazen yalnız kalmak istiyoruz.

Bazen hiçbir plan yapmadan bir gün geçirmek istiyoruz.

Ama bütün bunları sürekli işten kalan zamana sıkıştırdığımızda hayat garip bir şekilde tersine dönüyor.

Asıl yaşamak istediğimiz şeyler kalan zamana bırakılıyor.

İş ise günün merkezine yerleşiyor.

Ben bu dengeyi biraz değiştirmek istiyorum.

İşi hayatımdan çıkarmadan, hayatı yeniden merkeze almak istiyorum.

Bunun hemen olmayacağını biliyorum

Bu hedefi anlatırken sanki birkaç otomasyon kurup bir anda özgür bir çalışma hayatına geçecekmişim gibi görünmesini istemiyorum.

Gerçek durum öyle değil.

Bugün hâlâ yoğun çalışıyorum.

Projeler üzerinde uzun saatler geçirdiğim dönemler oluyor.

Yeni sistemler kurmak bazen mevcut işi yapmaktan daha fazla zaman alıyor.

Hatta ironik biçimde, bugün gelecekte daha fazla zaman kazanmak için şu anda daha fazla çalıştığım dönemlerden birindeyim.

Ama bunu geçici bir yatırım gibi görüyorum.

Bugün tekrar tekrar yaptığım bir işi otomatik hale getirirsem yarın o işi yeniden yapmam gerekmeyecek.

Bugün doğru bir sistem kurabilirsem ileride yüzlerce küçük işlem için bilgisayar başına oturmam gerekmeyecek.

Bence sistem kurmanın asıl değeri burada.

Başarı tanımım da değişiyor

Eskiden başarı denildiğinde insanların aklına çoğunlukla para, makam, şirket büyüklüğü veya sahip olunan şeyler gelirdi.

Bunların önemsiz olduğunu söylemiyorum.

Ama benim kendi başarı tanımımın içine artık başka şeyler de girdi.

Bir salı günü öğleden sonra istersem dışarı çıkabiliyor muyum?

Ailemle ilgili bir durum olduğunda programımı değiştirebiliyor muyum?

Başka bir şehirdeyken işlerimi sürdürebiliyor muyum?

Bir gün bilgisayarın başına daha az oturduğumda gelir sistemim tamamen duruyor mu?

İstediğim bir konuda öğrenmeye zaman ayırabiliyor muyum?

Bunlar benim için giderek daha önemli başarı göstergeleri haline geliyor.

Belki dışarıdan çok büyük görünmüyorlar.

Ama benim ulaşmak istediğim hayat açısından oldukça değerliler.

Asıl hedef daha çok boş zaman değil

Sanırım bunu en doğru şöyle ifade edebilirim:

Ben daha çok boş zaman değil, daha çok kendi zamanımı istiyorum.

İkisi aynı şey değil.

Kendi zamanımın bir kısmında çalışabilirim.

Bir kısmında yeni bir proje geliştirebilirim.

Bir kısmında seyahat edebilirim.

Bir kısmında hiçbir şey yapmayabilirim.

Önemli olan kararın daha fazla bana ait olması.

Benim için özgür çalışma tam olarak burada başlıyor.

Yolculuğun ikinci adımı

Özgür Çalışma Günlüğü'nün ilk yazısında neden çalışma biçimimi değiştirmek istediğimi anlatmıştım.

Bugün ise bunun arkasındaki temel nedeni biraz daha açmak istedim.

Zaman.

Kuracağım sistemlerin ne kadar büyük olduğundan önce bana ve benimle çalışan insanlara ne kadar zaman kazandırdığıyla ilgilenmek istiyorum.

Çünkü sonunda istediğim şey çok karmaşık değil.

Çalışmak.

Üretmek.

Değer oluşturmak.

Yeterli gelir elde etmek.

Ama bütün bunları yaparken hayatı sürekli başka bir güne ertelememek.

Benim için özgür çalışma biraz da bu.

Zamanımı işe bıraktığım yerden, zamanımı yeniden yönetebildiğim bir hayata doğru ilerlemek.

Henüz orada değilim.

Ama artık nereye gitmek istediğimi daha iyi biliyorum.

Bir sonraki yazıda bu hedefi gerçekleştirmek için üzerinde çalıştığım başka bir düşünceye geçeceğim:

Bir iş kurmak değil, bir sistem kurmak neden benim için bu kadar önemli?

Birlikte Geliştirelim

Bu mimari yaklaşım veya teknoloji hakkında daha fazla sorunuz mu var? Stratejik bir görüşme planlayarak süreci detaylandıralım.