Insight İndeksi
Özgür Çalışma Günlüğü

Teknolojiyi İnsanların Yerine Değil, İnsanlara Zaman Kazandırmak İçin Kullanmak

U

Umut Özdemir

8 dk okuma 67 Okuma
Teknolojiyi İnsanların Yerine Değil, İnsanlara Zaman Kazandırmak İçin Kullanmak

Son birkaç yılda çalışma biçimimizi değiştirebilecek kadar güçlü teknolojiler hayatımıza girdi.

Özellikle yapay zekâ tarafında yaşanan gelişmeler bazen gerçekten şaşırtıcı.

Bugün birkaç yıl önce saatler sürebilecek bir işi çok daha kısa sürede yapabiliyoruz.

Bir fikir üzerinde araştırma yapabiliyoruz.

Metin hazırlayabiliyoruz.

Görsel oluşturabiliyoruz.

Yazılım geliştirebiliyoruz.

Verileri analiz edebiliyoruz.

Tekrar eden pek çok işi otomatikleştirebiliyoruz.

Bütün bunlara baktığımda benim aklıma ilk gelen soru şu değil:

“Bu teknoloji sayesinde daha ne kadar fazla iş yapabilirim?”

Ben başka bir şeyi merak ediyorum:

“Bu teknoloji bana hayatımdan ne kadar zaman geri verebilir?”

Bence aradaki fark oldukça önemli.

Teknoloji bizi gerçekten özgürleştiriyor mu?

Geçmişte teknolojinin insanların işlerini kolaylaştıracağı sık sık söylenirdi.

Bir makine bir işi daha hızlı yapacaktı.

Bir yazılım bazı hesapları otomatik gerçekleştirecekti.

İnternet bizi belirli yerlere bağlı kalmaktan kurtaracaktı.

Bugün bunların büyük bölümünün gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Ama ilginç bir şey oldu.

Teknoloji geliştikçe çoğu zaman daha az çalışmak yerine daha fazla şey yapmaya başladık.

Bir e-postayı daha hızlı gönderebildiğimiz için daha fazla e-posta gönderiyoruz.

Bir raporu daha hızlı hazırlayabildiğimiz için daha fazla rapor hazırlıyoruz.

Bir içeriği daha hızlı üretebildiğimiz için daha fazla içerik üretmeye çalışıyoruz.

Bir toplantıya başka bir şehirden bağlanabildiğimiz için bazen günümüz daha fazla toplantıyla doluyor.

Yani teknoloji bize zaman kazandırıyor.

Ama biz kazandığımız zamanı çoğu zaman hemen yeni işlerle dolduruyoruz.

Ben tam da burada durup başka bir yol mümkün mü diye düşünmek istiyorum.

Sekiz saatlik işi üç saatte yapabiliyorsak ne olacak?

Bence bugünün çalışma hayatındaki en önemli sorulardan biri bu.

Bir işi eskiden sekiz saatte yapıyorduk.

Yeni araçlarla aynı işi üç saatte yapabilir hale geldik.

Peki kalan beş saate ne olacak?

Bir seçenek şu:

O beş saate yeni işler ekleyebiliriz.

Böylece aynı insan bir günde iki veya üç kat daha fazla iş üretir.

Şirket açısından verimlilik artar.

Gelir artabilir.

Üretim artabilir.

Bunun yanlış olduğunu söylemiyorum.

Bazı dönemlerde buna ihtiyaç da olabilir.

Ama bir başka seçenek daha var.

Kazandığımız zamanın bir bölümünü insana geri verebiliriz.

Belki kişi başka bir konuda düşünebilir.

Belki ailesine zaman ayırabilir.

Belki kendini geliştirebilir.

Belki dinlenebilir.

Belki de daha yaratıcı bir iş üzerinde çalışabilir.

Ben teknolojiyle ilişkimi mümkün olduğunca ikinci seçeneğe göre kurmak istiyorum.

Ben yapay zekâyı neden kullanıyorum?

Yapay zekâyı günlük hayatımda giderek daha fazla kullanıyorum.

Projeleri planlarken kullanıyorum.

Yazılım geliştirirken kullanıyorum.

Bir problemi analiz ederken kullanıyorum.

Metin hazırlarken kullanıyorum.

Yeni fikirleri değerlendirirken kullanıyorum.

Bazen karşımdaki problemi farklı açılardan görebilmek için kullanıyorum.

Bunun bana sağladığı en önemli avantajlardan biri hız.

Tek başıma geçmişte çok daha uzun sürecek işleri ilerletebiliyorum.

Ama benim için yapay zekânın değeri sadece “daha çok iş yapabiliyorum” tarafında değil.

Asıl değer şu:

Bazı şeyleri artık tekrar tekrar sıfırdan yapmak zorunda değilim.

Bence özgürlük tam da bu küçük yerlerde birikiyor.

Beş dakikalık işler aslında küçük değil

Bazen otomasyon konuşurken büyük süreçleri düşünüyoruz.

Sipariş sistemi.

Ödeme sistemi.

Müşteri yönetimi.

Raporlama.

Bunların hepsi önemli.

Ama benim son dönemde daha fazla dikkat ettiğim şey küçük işler.

Her gün aynı dosyayı açmak.

Aynı bilgiyi başka bir yere kopyalamak.

Aynı müşteriye aynı açıklamayı yazmak.

Aynı hesaplamayı tekrar yapmak.

Aynı durumu kontrol etmek.

Aynı bilgiyi farklı kişilere tekrar tekrar anlatmak.

Bunların her biri belki üç dakika, beş dakika veya on dakika.

Tek başına baktığınızda önemli görünmüyor.

Ama aylar boyunca yüzlerce kez tekrarlandığında ortaya büyük bir zaman çıkıyor.

Daha kötüsü, bu işler sadece zamanımızı almıyor.

Dikkatimizi de bölüyor.

Bir işe beş dakika ayırmak için bazen zihnimizi yarım saat önce üzerinde çalıştığımız konudan çıkarmamız gerekiyor.

Sonra yeniden dönmek gerekiyor.

Bence gerçek maliyetin önemli kısmı burada.

Sistem yapabiliyorsa insan neden yapsın?

Kendi projelerimde artık mümkün olduğunca şu soruyu soruyorum:

“Bu işi gerçekten her seferinde bir insanın yapması gerekiyor mu?”

Cevap evetse sorun yok.

İnsan yapmalı.

Ama cevap hayırsa ikinci soruya geçiyorum:

“Bunu sistem nasıl yapabilir?”

Örneğin bir müşteriye siparişinin alındığını bildirmek için her seferinde bir insan mesaj yazmak zorunda değil.

Bir ödeme başarıyla tamamlandıysa sistem bunu anlayabilir.

Bir başvuru yapılmışsa sistem kaydedebilir.

Bir kişinin belirli bir süreci tamamlaması gerekiyorsa sistem ona sonraki adımı gösterebilir.

Bir rapor aynı verilerden düzenli olarak oluşuyorsa sistem raporu hazırlayabilir.

Bunları otomatikleştirdiğimizde insanı ortadan kaldırmış olmuyoruz.

Sadece insanı gereksiz tekrarın içinden çıkarıyoruz.

Benim için teknoloji kullanımının özü burada.

İnsan gerçekten insana ihtiyaç duyulan yerde olmalı

Bir müşterinin bir problemi olduğunda bazen gerçek bir insanla konuşması gerekir.

Bir insan kızgın olabilir.

Endişeli olabilir.

Ne istediğini tam olarak anlatamayabilir.

Standart dışı bir durum yaşayabilir.

Bir freelancerın bir konuda desteğe ihtiyacı olabilir.

Bir müşteri için birkaç farklı çözüm arasında karar vermek gerekebilir.

Bunların hepsini bir algoritmaya bırakmak bana doğru gelmiyor.

Çünkü teknoloji bazı işleri mükemmel biçimde yapabilir.

Ama bazı işlerde hâlâ insanın deneyimi, anlayışı ve empatisi gerekir.

Bu nedenle benim hedefim insanı sistemin dışına çıkarmak değil.

Tam tersine:

İnsan gerçekten insana ihtiyaç duyulan yerde daha fazla bulunabilsin.

Tekrar eden operasyonların içinde kaybolmasın.

SDSO’da da aynı düşünceyi uygulamaya çalışıyorum

Senin De Siten Olsun projesi bu yaklaşımı gerçek hayatta denediğim alanlardan biri.

Bir süre önce ödeme süreçlerinin önemli bir bölümünü otomatik hale getirmek için çalışmalar yaptım.

Kartla ödeme geldiğinde, sistem ödemenin durumunu anlayabiliyor.

Siparişle eşleştirebiliyor.

Yönetim tarafına doğru bilgiyi aktarabiliyor.

Bunu her siparişte manuel kontrol etmek zorunda kalmamak küçük bir detay gibi görünebilir.

Ama sipariş sayısı arttığında fark büyüyor.

Aynı şey başvurular için geçerli.

Freelancer başvuruları sistem üzerinden alınabiliyor.

Bilgiler kaydedilebiliyor.

Süreç standartlaştırılabiliyor.

Siparişlerin belirli bölümleri sistem üzerinden ilerleyebiliyor.

Ben her küçük adımda telefonda olmak zorunda kalmayayım.

Müşteri de bir insanın müsait olmasını beklemek zorunda kalmasın.

Bence otomasyonun iki taraflı faydası tam burada.

Hem hizmeti verenin hem hizmeti alanın zamanını koruyor.

Ama her şeyi otomatikleştirmek de doğru değil

Burada bir tehlike daha var.

Otomasyon bazen amaç haline gelebiliyor.

“Bunu da otomatik yapalım.”

“Şunu da yapay zekâya verelim.”

“Burada da insan olmasın.”

Sonra ortaya çok karmaşık ve insana yabancı bir sistem çıkabiliyor.

Ben bunu istemiyorum.

Bir süreci otomatikleştirmenin gerçekten bir fayda üretmesi gerekiyor.

Daha hızlı mı?

Daha güvenli mi?

Hata riskini azaltıyor mu?

İnsana zaman kazandırıyor mu?

Müşterinin işini kolaylaştırıyor mu?

Bunlardan hiçbirini sağlamıyorsa sırf teknolojik görünsün diye otomasyon yapmanın anlamı yok.

Teknoloji araç olmalı.

Amaç değil.

Yapay zekâ insanın yerini alacak mı?

Bu soru son dönemde çok konuşuluyor.

Bence bu sorunun tek bir cevabı yok.

Bazı işler gerçekten azalacak.

Bazı görevler otomatikleşecek.

Bazı mesleklerin çalışma biçimi ciddi biçimde değişecek.

Yeni işler de ortaya çıkacak.

Ama benim kendi hayatım açısından daha faydalı bulduğum soru şu:

“Yapay zekâ benim hangi işlerimi yapmak zorunda olmadığım işler haline getirebilir?”

Bu bakış açısı bana daha somut geliyor.

Çünkü insanların yerine geçmeye çalışan bir sistem kurmak yerine insanların yükünü azaltan bir sistem tasarlamaya başlıyorum.

Bence küçük işletmeler ve freelancerlar açısından da büyük fırsat burada.

Küçük ekipler artık çok daha fazla şey yapabiliyor

Geçmişte bir projeyi hayata geçirmek için farklı uzmanlıklara sahip büyük ekipler gerekebiliyordu.

Bugün küçük bir ekip, hatta bazı durumlarda tek bir kişi bile doğru araçlarla çok daha fazlasını yapabiliyor.

Yazılım geliştirebiliyor.

Tasarım yapabiliyor.

İçerik hazırlayabiliyor.

Video üretebiliyor.

Pazarlama planlayabiliyor.

Veri analiz edebiliyor.

Bu çok büyük bir fırsat.

Ama bence fırsatın asıl değeri “tek kişi on kişinin işini yapsın” değil.

Çünkü bunu yaparsak o tek kişiyi kısa sürede tüketiriz.

Asıl fırsat:

Küçük ekipler, büyük operasyonel yük oluşturmadan değer üretebilsin.

Benim kendi projelerimde ulaşmak istediğim yapı da bu.

Freelancerlarla kurmak istediğim modelde teknoloji ne yapmalı?

Benimle çalışacak freelancerlar açısından da teknoloji aynı görevi görmeli.

Bir freelancer sürekli benden talimat beklemek zorunda kalmamalı.

Gerekli bilgiye ulaşabilmeli.

Süreçleri görebilmeli.

Ne yapması gerektiğini anlayabilmeli.

Yaptığı iş sistem tarafından takip edilebilmeli.

Bir işi tamamladığında sonraki aşama mümkün olduğunca açık olmalı.

Böylece ben sürekli yönetici rolünde kalmam.

O kişi de sürekli talimat bekleyen çalışan rolünde kalmaz.

İki taraf da daha bağımsız hareket edebilir.

Bence teknoloji burada insan ilişkisini azaltmıyor.

Gereksiz bağımlılığı azaltıyor.

Teknoloji bana zaman kazandırmıyorsa bir şeyi yanlış yapıyor olabilirim

Son dönemde kendime koymaya çalıştığım basit bir ölçü var.

Bir teknoloji kullanmaya başladığımda şunu soruyorum:

“Bu bana gerçekten zaman kazandırıyor mu?”

Eğer yeni bir araç öğrenmek için sürekli saatler harcıyorsam...

Her gün yeni bir uygulamaya geçiyorsam...

Bir otomasyonu çalışır tutmak, işi manuel yapmaktan daha fazla zaman alıyorsa...

Belki de orada yanlış bir şey vardır.

Teknoloji hayatımızı sürekli daha karmaşık hale getiriyorsa özgürlük üretmiyor demektir.

Bu nedenle her yeni aracı kullanmak zorunda olduğumu düşünmüyorum.

İşimi gerçekten kolaylaştıranları kullanmak istiyorum.

Benim için geleceğin çalışma biçimi

Kendi geleceğimle ilgili düşündüğümde kafamdaki yapı giderek daha netleşiyor.

Küçük ama etkili sistemler.

Mümkün olduğunca otomatik ilerleyen operasyonlar.

Tekrarlanan işlerin teknolojiye bırakılması.

İnsanların sonuç odaklı ve daha bağımsız çalışabilmesi.

Yapay zekânın üretim ve karar süreçlerini hızlandırması.

Ama bütün bunların sonunda insana daha fazla zaman kalması.

Çünkü teknoloji geliştikçe insanların hayatının yalnızca daha yoğun hale gelmesini başarı olarak görmüyorum.

Bence gerçek ilerleme biraz da şöyle ölçülmeli:

Aynı değeri üretmek için hayatımızdan daha az zaman vermemiz mümkün mü?

Benim aradığım şey bu.

Daha fazla iş değil, daha fazla hayat

Belki de bütün bu yazının özeti tek bir cümlede saklı.

Teknolojiyi daha fazla iş yapabilmek için değil, hayatımda işe ayırmak zorunda olduğum zamanı azaltabilmek için kullanmak istiyorum.

Elbette bazen teknoloji sayesinde daha fazla iş de yapacağım.

Yeni projeler geliştireceğim.

Yeni fikirler deneyeceğim.

Daha fazla şey üreteceğim.

Ama bunun bir zorunluluğa dönüşmesini istemiyorum.

Kazandığım zamanın bir bölümünü hayatıma bırakmak istiyorum.

Aileme.

Kendime.

Yeni şeyler öğrenmeye.

Gezmeye.

Düşünmeye.

Bazen hiçbir şey yapmamaya.

Çünkü teknoloji insanın zamanını geri vermiyorsa, ne kadar gelişmiş olduğunun benim açımdan çok fazla anlamı kalmıyor.

İnsan teknoloji için değil, teknoloji insan için çalışmalı.

Özgür Çalışma Günlüğü'nün bu bölümünde anlatmak istediğim düşünce tam olarak bu.

Bir sonraki bölümde ise bu yaklaşımı benimle çalışacak insanlar açısından ele almak istiyorum:

Freelancer olmak neden sadece evden çalışmak değildir?

Çünkü bir insanın nereden çalıştığı kadar, çalışma hayatı üzerinde ne kadar söz sahibi olduğu da önemli.

Birlikte Geliştirelim

Bu mimari yaklaşım veya teknoloji hakkında daha fazla sorunuz mu var? Stratejik bir görüşme planlayarak süreci detaylandıralım.