Kendi İşini Kurarken En Büyük Risk, Her Şeyi Kendin Yapmaya Çalışmak
Umut Özdemir
Kendi işinizi kurmaya başladığınızda her şeyi kendiniz yapmak oldukça doğal geliyor.
Hatta başlangıçta çoğu zaman başka seçeneğiniz de olmuyor.
Müşteriyle siz konuşuyorsunuz.
Teklifi siz hazırlıyorsunuz.
İşi siz yapıyorsunuz.
Ödemeyi siz takip ediyorsunuz.
Bir problem çıktığında yine siz çözüyorsunuz.
Bir taraftan bakınca bunun güzel bir yanı da var.
İşin hemen her noktasını öğreniyorsunuz.
Neyin nasıl çalıştığını görüyorsunuz.
Müşterinin ne istediğini doğrudan anlıyorsunuz.
Ve en önemlisi, kontrolün sizde olduğunu hissediyorsunuz.
Ama son zamanlarda bunun başka bir tarafını daha fazla düşünüyorum:
Bir işi yapabiliyor olmam, o işi mutlaka benim yapmam gerektiği anlamına geliyor mu?
“Ben yaparım” demek başlangıçta işe yarıyor
Bir problem çıktığında:
“Ben hallederim.”
demek oldukça kolay.
Yeni bir iş geldiğinde yine aynı şey.
“Onu da yaparım.”
Bir şey hazırlanması gerekiyor.
“Ben hazırlarım.”
Bir müşteriyle görüşülmesi gerekiyor.
“Ben konuşurum.”
Özellikle farklı konularda çalışmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi seviyorsanız bu yaklaşım bir süre gayet iyi ilerliyor.
Üstelik ekonomik bir tarafı da var.
Başkasına yaptırabileceğiniz bir işi kendiniz yaptığınızda para cebinizde kalıyor.
En azından ilk bakışta.
Ama bir süre sonra başka bir maliyet ortaya çıkmaya başlıyor.
Zaman.
Kendin yapmak gerçekten daha ucuz mu?
Diyelim ki başka birinin bir saatte yapabileceği bir işi ben de bir saatte yapabiliyorum.
Ve bu iş için birine ödeme yapmak yerine kendim yapmayı tercih ediyorum.
Kâğıt üzerinde para tasarruf etmiş oluyorum.
Peki o bir saatte başka ne yapabilirdim?
Yeni bir müşteri bulabilir miydim?
Yeni bir ürün geliştirebilir miydim?
Bir sistemi iyileştirebilir miydim?
Daha önemli bir problemi çözebilir miydim?
Ya da belki hiçbirini yapmadan kendime zaman ayırabilir miydim?
İşte burada hesabın değişmeye başladığını düşünüyorum.
Çünkü kendi zamanımızı çoğu zaman ücretsizmiş gibi değerlendiriyoruz.
Oysa zamanımızın da bir maliyeti var.
Hatta geri alamadığımız için belki sahip olduğumuz en pahalı kaynaklardan biri.
Yapabiliyor muyum, yoksa ben mi yapmalıyım?
Son zamanlarda kendime sormaya çalıştığım sorulardan biri bu:
“Bu işi yapabilir miyim?”
Muhtemelen evet.
Ama hemen ardından ikinci sorunun gelmesi gerekiyor:
“Peki bu işi ben mi yapmalıyım?”
Bence bu iki soru arasında ciddi bir fark var.
Bir web sitesindeki küçük bir düzenlemeyi yapabiliyor olabilirsiniz.
Bir görsel hazırlayabiliyor olabilirsiniz.
Bir müşteriye bilgi verebiliyor olabilirsiniz.
Bir raporu oluşturabiliyor olabilirsiniz.
Bunları yapabiliyor olmanız değerli.
Çünkü süreci anlamanızı sağlıyor.
Ama iş büyüdükçe asıl beceri her şeyi yapabilmek değil, hangi işleri sizin yapmanız gerektiğini seçebilmek olabilir.
Kontrolü bırakmak kolay değil
Burada yalnızca zaman veya para meselesi olduğunu da düşünmüyorum.
Bir başka konu daha var:
Kontrol.
Kendi yaptığınız bir işte ne çıkacağını biliyorsunuz.
Başkasına verdiğinizde ise kafanızda hemen sorular oluşuyor.
Benim istediğim gibi yapacak mı?
Müşteriyle doğru iletişim kuracak mı?
Bir hata yaparsa ne olacak?
Kalite düşer mi?
İş gecikir mi?
Bunların hepsi gerçek ihtimaller.
Bu yüzden “işi başkasına ver” demek kolay ama uygulamak o kadar kolay olmayabilir.
Fakat burada başka bir gerçekle karşılaşıyoruz:
Her karar sizden geçiyorsa, işin en büyük darboğazı bir süre sonra siz olabilirsiniz.
İşler çoğaldıkça herkes sizi beklemeye başlar.
Müşteri sizi bekler.
Birlikte çalıştığınız insanlar sizi bekler.
Kararlar sizi bekler.
Ve sonunda kendi kurduğunuz işin içinde hareket edemez hale gelebilirsiniz.
Delegasyon sadece işi başkasına vermek değil
Eskiden delegasyonu daha basit düşünürdüm:
“Benim yaptığım bir işi başka biri yapsın.”
Ama bence sağlıklı delegasyon bundan biraz daha fazlası.
Bir işin nasıl yapılacağını tarif edebilmek gerekiyor.
Beklenen sonucu netleştirmek gerekiyor.
Gerekli araçları ve bilgileri sağlamak gerekiyor.
Sorumluluğun sınırını belirlemek gerekiyor.
Ve belki de en önemlisi:
Karşıdaki kişiye gerçekten alan bırakmak gerekiyor.
Her adımını kontrol ettiğim birine işi devretmiş sayılır mıyım?
Muhtemelen hayır.
Sadece işi birlikte yapıyor oluruz.
Bu nedenle delegasyonun aynı zamanda güvenmeyi öğrenmek olduğunu düşünüyorum.
Her şeyi devretmek de çözüm değil
Burada diğer uca gitmek de istemiyorum.
Her işi başkasına vermek gibi bir hedefim yok.
Bazı işleri özellikle kendim yapmak istiyorum.
Çünkü seviyorum.
Bazılarında benim karar vermem gerekiyor.
Bazıları işin yönünü belirleyen kritik konular.
Bazıları ise müşterilerle veya birlikte çalıştığım insanlarla doğrudan ilişki kurmamı gerektiriyor.
Bence mesele her şeyi devretmek değil.
Doğru işi doğru yerde tutmak.
Benim gerçekten değer kattığım işleri yapmak.
Tekrar eden, öğretilebilen veya standartlaştırılabilen işleri ise zamanla benden bağımsız hale getirmek.
İş büyürken özgürlüğün küçülmemesi gerekiyor
Sanırım benim için en önemli nokta burası.
Bir iş büyüyebilir.
Daha fazla müşteri gelebilir.
Gelir artabilir.
Daha fazla proje başlayabilir.
Ama bütün bunlarla birlikte benim üzerimdeki operasyonel yük de aynı oranda artıyorsa, ortaya garip bir sonuç çıkıyor:
İş büyüyor ama özgürlüğüm küçülüyor.
Benim kurmaya çalıştığım düzen bu değil.
Elbette başlangıçta çok çalışmam gerekebilir.
Bazı dönemlerde her şeye yetişmem de gerekebilir.
Ama bunun kalıcı çalışma biçimine dönüşmesini istemiyorum.
Çünkü hedefim kendime daha büyük bir iş yükü oluşturmak değil.
Zaman içinde benim dışımda da çalışabilen bir yapı oluşturmak.
Her şeyi yapan kişi olmak istemiyorum
Belki yıllarca iş hayatında çok yönlü olmak önemli bir avantajdı.
Bugün de öyle olduğunu düşünüyorum.
Birçok şeyi anlayabilmek, gerektiğinde müdahale edebilmek ve farklı alanlar arasında bağlantı kurabilmek çok değerli.
Ama artık bunun yanına başka bir beceri daha eklemek gerektiğini düşünüyorum:
Bir işi ne zaman yapmamamız gerektiğini anlayabilmek.
Her şeyi bilmek güzel.
Her şeyi yapabilmek de güzel.
Ama her şeyi yapmak zorunda olmak bana özgürlük gibi gelmiyor.
Benim ulaşmaya çalıştığım nokta biraz daha farklı.
Amacım her işi kendi başına yapabilen kişi olmak değil.
Ben olmadığımda da işlerin ilerleyebildiği bir yapı kurabilmek.
Çünkü belki gerçek büyüme, daha fazla işi kendimiz yapabildiğimiz gün değil;
bazı işleri artık bizim yapmak zorunda olmadığımız gün başlıyor.
Birlikte Geliştirelim
Bu mimari yaklaşım veya teknoloji hakkında daha fazla sorunuz mu var?
Stratejik bir görüşme planlayarak süreci detaylandıralım.