Insight İndeksi
Özgür Çalışma Günlüğü

Her Şeyi Büyütmek Zorunda Değiliz

U

Umut Özdemir

5 dk okuma 72 Okuma
Her Şeyi Büyütmek Zorunda Değiliz

İş dünyasında büyümek neredeyse tartışmasız şekilde iyi bir şey olarak kabul ediliyor.

Daha fazla müşteri.

Daha fazla satış.

Daha yüksek ciro.

Daha büyük ekip.

Daha fazla proje.

Ve bunların hepsi gerçekten değerli olabilir.

Ben de yaptığım işlerin gelişmesini, daha fazla insana ulaşmasını ve daha fazla gelir üretmesini istiyorum.

Ama son zamanlarda kendime başka bir soru sormaya başladım:

Ne kadar büyümek istiyorum?

Çünkü bir işin büyümesi ile benim istediğim hayata yaklaşmam her zaman aynı şey olmayabilir.

Daha büyük her zaman daha iyi mi?

Bir işletmenin bugün 10 müşterisi varsa yarın 20 müşteriye ulaşması doğal olarak büyüme olarak görülüyor.

Cirosu iki katına çıkarsa başarılı olmuş sayılıyor.

Ekibe yeni insanlar katılırsa işletme gelişiyor.

Bunların hepsine katılıyorum.

Fakat tablonun yalnızca bir tarafına bakarsak bazı şeyleri gözden kaçırabiliriz.

Müşteri sayısı iki katına çıktığında telefon sayısı da iki katına çıkıyorsa...

Gelir artarken çalışma saatleri de aynı oranda artıyorsa...

Ekip büyüdükçe yönetilmesi gereken insan ve problem sayısı da sürekli çoğalıyorsa...

Bir noktada şunu sormamız gerekebilir:

Ben işi mi büyütüyorum, yoksa kendime daha büyük bir iş yükü mü oluşturuyorum?

Bence ikisi aynı şey değil.

Büyümenin bir amacı olmalı

Ben büyümeye karşı değilim.

Tam tersine, doğru şekilde büyüyen bir işin çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Ama artık büyümenin tek başına bir hedef olmaması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü “daha fazla”nın sonu yok.

Bu yıl 10 müşteri varsa gelecek yıl 20 olabilir.

20 olduğunda 50 istenir.

50 olduğunda 100.

Gelir için de aynı şey geçerli.

Bir hedefe ulaştığımızda kısa süre sonra yenisini koyabiliyoruz.

Bu kötü bir şey değil.

İnsanın gelişmek istemesi çok doğal.

Ama büyümenin nedenini unutursak bir süre sonra sürekli koştuğumuz fakat nereye gitmeye çalıştığımızı bilmediğimiz bir düzene dönüşebilir.

Benim için bu nedenle önemli soru artık:

“Ne kadar büyüyebilirim?” değil, “Neden büyümek istiyorum?”

“Yeterli” kelimesini pek konuşmuyoruz

İş hayatında çok sık duyduğumuz kelimeler var.

Büyüme.

Hedef.

Performans.

Ciro.

Ölçek.

Başarı.

Ama daha az konuştuğumuz bir kelime olduğunu düşünüyorum:

Yeterli.

Ne kadar gelir benim için yeterli?

Ne kadar müşteriyle kaliteli şekilde ilgilenebilirim?

Kaç saat çalışmak istiyorum?

Ne kadar sorumluluk almak istiyorum?

Nasıl bir yaşam standardı hedefliyorum?

Bunların cevapları herkeste farklı olacaktır.

Zaten bence olması gereken de bu.

Bir insan çok büyük bir şirket kurmak isteyebilir.

Yüzlerce kişilik ekip yönetmek isteyebilir.

Uluslararası bir işletme oluşturmak isteyebilir.

Bu onun başarı tanımıdır.

Başka biri ise daha küçük bir ekiple, daha kontrollü bir müşteri portföyüyle ve kendisine daha fazla zaman bırakan bir işletme kurmak isteyebilir.

Bu da başarısızlık değildir.

Sadece başka bir başarı tanımıdır.

Ciro tek başına bana yeterli bir ölçü gibi gelmiyor

Bir işletmenin başarısını değerlendirirken doğal olarak gelirine bakıyoruz.

Bu gerekli.

Sonuçta ekonomik olarak ayakta kalamayan bir işletmenin uzun vadede sürdürülebilir olması mümkün değil.

Ama benim açımdan yalnızca gelir rakamına bakmak artık eksik geliyor.

Örneğin iki farklı iş düşünelim.

Birincisi çok yüksek ciro üretiyor ama sahibinin haftada 70 saat çalışmasını gerektiriyor.

İkincisi daha düşük gelir üretiyor ama sahibine haftada 25–30 saatlik bir çalışma düzeni bırakıyor.

Hangisi daha başarılı?

Bunun tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü cevap, o kişinin nasıl bir hayat istediğine bağlı.

Benim için önemli olan sadece ay sonunda ne kadar para kazandığım değil.

O parayı kazanırken hayatımdan ne kadar zaman verdiğim de önemli.

Büyümenin kalitesini ölçmek gerekiyor

Belki de büyümeyi sadece rakamlarla değil, ortaya çıkardığı sonuçlarla değerlendirmek gerekiyor.

Gelir artıyor mu?

Güzel.

Peki çalışma sürem ne oluyor?

Müşteri sayısı artıyor mu?

Güzel.

Peki hizmet kalitesi korunuyor mu?

Ekip büyüyor mu?

Güzel.

Peki benim üzerimdeki operasyonel yük azalıyor mu, yoksa artıyor mu?

Sistem gelişiyor mu?

Ben olmadığımda işler ilerleyebiliyor mu?

Ve en önemlisi:

Bütün bunlar bana daha fazla seçenek mi sunuyor, yoksa daha fazla zorunluluk mu oluşturuyor?

Bence sağlıklı büyüme ile kontrolsüz büyüme arasındaki fark biraz burada ortaya çıkıyor.

Küçük kalmak ile küçük düşünmek aynı şey değil

Bazen bilinçli şekilde belirli bir ölçekte kalmayı tercih etmek “küçük düşünmek” gibi algılanabiliyor.

Ben artık böyle düşünmüyorum.

Bir işletmenin büyüklüğü ile sahibinin vizyonunun büyüklüğü aynı şey değil.

Küçük bir ekip çok iyi sistemler kurabilir.

Az sayıda müşteriye çok yüksek değer sağlayabilir.

Teknolojiyi ve otomasyonu iyi kullanabilir.

Yüksek kârlılıkla çalışabilir.

Ve bunu yaparken çalışanlarına ve sahibine daha sağlıklı bir hayat bırakabilir.

Dolayısıyla mesele küçük veya büyük olmak değil.

Mesele bilinçli olmak.

İşin hangi ölçekte size hizmet ettiğini bilmek.

Başarı tanımımı kendim yapmak istiyorum

Sanırım özgür çalışma yolculuğunda öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oluyor.

Başarı tanımını dışarıdan hazır almak çok kolay.

Daha çok kazan.

Daha büyük ol.

Daha fazla müşterin olsun.

Daha büyük ofisin olsun.

Daha kalabalık ekibin olsun.

Ama bütün bunların sonunda nasıl bir hayat yaşayacağımızı bizim belirlememiz gerekiyor.

Ben kendi adıma en büyük şirketi kurmak gibi bir hedef taşımıyorum.

Benim hedefim daha farklı.

Bana istediğim hayatı sağlayabilecek kadar iyi bir iş kurmak istiyorum.

Ekonomik olarak yeterli olsun.

Gelişmeye devam etsin.

Yeni şeyler üretmeme imkân versin.

İnsanlara fayda sağlasın.

Ama aynı zamanda bana zaman bıraksın.

Belki büyümeyi yeniden tanımlamak gerekiyor

Bir gün işim çok büyük olmayabilir.

Yüzlerce çalışanım olmayabilir.

Çok büyük cirolardan söz etmiyor da olabilirim.

Bunların hiçbiri benim için tek başına başarısızlık anlamına gelmiyor.

Eğer sabah ne zaman çalışacağıma daha fazla karar verebiliyorsam...

Aileme zaman ayırabiliyorsam...

Yeni projeler geliştirebiliyorsam...

İstediğim zaman birkaç gün durabiliyorsam...

Ve hayatımı sürekli bir yerlere yetişmeye çalışarak geçirmiyorsam...

Belki benim için büyümek tam olarak budur.

Daha büyük bir şirket değil.

Daha büyük bir ciro değil.

Daha kalabalık bir ekip değil.

Daha fazla seçeneğe sahip bir hayat.

Bu yüzden artık yalnızca işimi ne kadar büyütebileceğimi düşünmek istemiyorum.

Bir şeyi daha düşünmek istiyorum:

İşim büyürken benim özgürlüğüm de büyüyor mu?

Eğer cevap evetse, benim için doğru yönde ilerliyorum demektir.

Birlikte Geliştirelim

Bu mimari yaklaşım veya teknoloji hakkında daha fazla sorunuz mu var? Stratejik bir görüşme planlayarak süreci detaylandıralım.